Avustralya, büyük hava tankeri yangın söndürme uçakları için ilk ulusal standart işletme prosedürlerini (SOP) yürürlüğe koydu. Bu önemli adım, 2023 yılında Batı Avustralya'da meydana gelen bir Boeing 737 yangın söndürme uçağı kazasının ardından yapılan kapsamlı soruşturmanın bulgularına yanıt olarak atıldı. Avustralya Ulaştırma Güvenliği Bürosu (ATSB), yeni prosedürlerin 29 Temmuz 2026 tarihinde duyurulduğunu bildirdi. Bu düzenlemeler, ülkenin orman yangınlarıyla mücadelesinde kullanılan hava araçlarının operasyonel güvenliğini artırmayı hedefliyor.
Yeni Standartların Detayları ve Kapsamı
Yeni ulusal standart işletme prosedürleri, büyük hava tankeri yangın söndürme uçaklarının operasyonlarında minimum bırakma yükseklikleri, havadan denetim, görev profilleri ve iletişim protokolleri gibi kritik alanlarda net gereklilikler belirliyor. Bu standartlar, Avustralya'nın yangınla mücadele birimleri tarafından Ulusal Havadan Yangınla Mücadele Merkezi aracılığıyla geliştirildi ve ilgili belge 30 Haziran 2026 tarihinde merkezin internet sitesinde yayımlandı.
ATSB Baş Komiseri Angus Mitchell, bu belgenin büyük hava tankeri operasyonları için ulusal bir kıyaslama noktası oluşturduğunu vurguladı. Mitchell, "Operasyonel ihtiyaçlara yanıt olarak ülke genelinde hızla hareket edebilen büyük hava tankerleri, Avustralya'daki çalılık yangınlarının yönetimi ve bastırılmasında giderek daha kritik bir rol oynamaktadır," ifadelerini kullandı. Yeni prosedürleri "Avustralya'daki havadan yangınla mücadele güvenlik sisteminin devam eden olgunlaşmasında önemli bir kilometre taşı" olarak nitelendirdi.
2023 Kazası ve Güvenlik Açıkları
Ulusal standartların belirlenmesine yol açan süreç, 6 Şubat 2023 tarihinde Batı Avustralya'daki Fitzgerald River Milli Parkı'nda bir Coulson Aviation Boeing 737-300 (N619SW tescilli) büyük hava tankerinin çalılık yangınıyla mücadele ederken bir sırt hattına çarpmasıyla başladı. Uçak, kısmi bir geciktirici bırakma işlemini tamamladıktan sonra tırmanışa geçerken yaklaşık 222 feet yükseklikte yükselen araziye çarptı. Kazada uçak tamamen imha olurken, uçaktaki iki pilot hafif yaralarla kurtuldu.
ATSB'nin Kasım 2024'te yayımladığı nihai raporunda, uçağın bırakma sırasındaki düşük irtifa ve hava hızı ile motorların pas geçme itkisine ulaşmasındaki gecikmenin birleşimi sonucunda, uçağın önündeki araziden kurtulmak için yeterli enerjiye sahip olmadığı tespit edildi. Soruşturmacılar ayrıca, ne operatörün ne de görevlendiren ajansın minimum bırakma yüksekliği yayımlamadığını, bu durumun yardımcı pilotun gelişen riski fark etmemesine ve çarpışmadan önce herhangi bir uyarı çağrısı yapmamasına neden olduğunu belirledi.
Raporda öne çıkan önemli bir bulgu ise, Avustralya eyalet ve bölgelerinin her birinin büyük hava tankeri operasyonları için kendi ayrı prosedürlerini geliştirmiş olmasıydı. Bu durum, ABD'deki ajanslar arasında tutarlı standartların aksine, güvenlik gerekliliklerinin (minimum bırakma yükseklikleri gibi) farklı görevlendirme ajansları tarafından göz ardı edilmesine veya yanlış anlaşılmasına yol açabiliyordu. Bu tutarsızlıklar üzerine, Avustralasya Yangın ve Acil Durum Hizmetleri Yetkilileri Konseyi, tek bir ulusal standart geliştirme taahhüdünde bulundu ve bu çabalar mevcut yeni prosedürlerle sonuçlandı. Mitchell, ATSB'nin yeni standartları memnuniyetle karşıladığını ve bunların geliştirilmesinde yer alan yangınla mücadele birimleri ile diğer paydaşlar arasındaki iş birliğini takdir ettiğini belirtti.
