İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı (ISG) Meydan Otoritesi HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, havalimanının rekor seviyelere ulaşan hava trafiğini yönetmedeki operasyonel mükemmeliyetini değerlendirdi. Kacır, "Rekorlar Kıran Havalimanında Operasyonel Mükemmeliyet" başlıklı yazısında, yaz aylarında küresel ve ulusal havacılık sektöründe yaşanan rekorların, emniyet, koordinasyon ve güçlü altyapı sayesinde başarıyla yönetildiğini belirterek, Türkiye'nin turizm potansiyeli, coğrafi konumu ve güçlü havalimanı altyapısının bu başarıda önemli rol oynadığını ifade etti.
Gökyüzündeki trafik arttıkça, bu yoğunluğu karada ve havada yöneten kurumların sorumluluğunun da aynı oranda büyüdüğüne dikkat çeken Kacır, havacılıkta "rekor" olarak nitelendirilen her verinin sadece rakamlardan ibaret olmadığını vurguladı. Bu istatistiklerin arkasında emniyetle iniş-kalkış yapan uçaklar, zamanında tamamlanan operasyonlar, sevdiklerine kavuşan yolcular ve ülke turizm ekonomisine sağlanan büyük katkının bulunduğunu kaydetti.
Yoğun Trafiğin Arka Planında Kusursuz Koordinasyon
Yüz binlerce insanın ve binlerce uçuşun sorunsuz ilerlediği havacılık ekosisteminin, arka planda çok katmanlı bir yapıyla yönetildiğine işaret eden Kacır, havacılık operasyonlarını hassas bir saatin dişlilerine benzetti. Bu dişlilerin tek bir saniye bile aksamadan dönmesinin, saha emeği ile zihinsel planlamanın kusursuz uyumuna bağlı olduğunu belirtti. Temmuz ayının yüksek sıcaklıklarında, asfaltın ve uçak motorlarının yaydığı yoğun ısı altında dahi uçuş emniyetini kesintisiz sağlayan apron kontrol ekipleri, PAT sahası bakım ve onarım personeli, ARFF teşkilatı ile saha güvenlik görevlilerinin operasyonların fiziksel omurgasını oluşturduğunu ve kritik görevler üstlendiğini aktardı.
Operasyonların yalnızca saha ekipleriyle değil, kontrol merkezlerinde görev yapan uzman ekiplerin koordinasyonuyla da sürdürüldüğünü ifade eden Kacır, dijital ekranlar ve seyrüsefer veri takip sistemleri başında trafiği saniye saniye izleyen mühendisler, yazılımcılar ve operasyon yöneticilerinin olası riskleri önceden tespit ederek süreçlere yön verdiğini belirtti. Bu entegre yapının merkezinde yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı Hava Trafik Kontrol (ATC) Kulesi’nin, kalkıştan inişe kadar tüm hava trafiğini yüksek hassasiyetle yönettiğini vurgulayan Kacır, hava trafik kontrolörlerinin operasyonların en kritik aktörlerinden biri olduğunu kaydetti. Kacır, "Hava trafik kontrolörlerimizin yüksek dikkat ve 7/24 kesintisiz koordinasyonuyla sağladığı seyrüsefer emniyeti, pistteki yoğunluğun akıcı ve güvenli bir şekilde ilerlemesini sağlamaktadır. ATC ekiplerimiz, rekorlar kırdığımız bu dönemde uçuşların emniyetli ve zamanında tamamlanmasında hiç şüphesiz anahtar aktörlerden birisidir." ifadelerini kullandı.
Güçlü Altyapı ve Ekip Çalışmasıyla Operasyonel Direnç
Aprondaki fiziksel dayanıklılık ve saha emniyeti ile kontrol merkezlerindeki stratejik aklın birleşmesiyle kesintisiz ve emniyetli bir yolculuk deneyiminin ortaya çıktığını belirten Kacır, operasyon başarısının tüm ekiplerin ortak çalışmasına bağlı olduğunu ifade etti ve "Birinin başarısı, diğerinin emeği olmadan mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu.
Sivil havacılıkta yoğun sezonların yalnızca planlanan süreçleri yürütmekle değil, anlık hava şartları, uluslararası hava sahalarındaki yoğunluklar ve teknik zorluklar gibi beklenmeyen durumları yönetme kabiliyetiyle ölçüldüğünü kaydeden Kacır, tüm bu değişkenlere rağmen operasyonel esnekliğin korunmasının, tüm paydaşların tek bir vücut gibi hareket etmesiyle mümkün olduğunu belirtti. HEAŞ olarak güçlü proaktif koordinasyon mekanizmaları oluşturduklarını ve olası aksaklıkların kriz aşamasına ulaşmadan çözüme kavuşturulduğunu aktardı.
Operasyonel mükemmeliyetin ve rekor trafiğin sorunsuz yönetilebilmesinin temel şartının, her türlü zorlu koşula hazırlıklı, güçlü bir altyapıya sahip olmak olduğunu vurgulayan Kacır, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın mühendislik altyapısıyla da öne çıktığını belirtti. Çin Halk Cumhuriyeti’nin devlet yayın kuruluşu CGTN Europe’un yakın zamanda yayımladığı özel haberde de vurgulandığı üzere, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın yalnızca yolcu sayılarıyla değil, depreme ve ekstrem hava olaylarına karşı gösterdiği yüksek mühendislik direnciyle de dünyada örnek gösterilen bir yapı konumunda olduğunu ifade etti. Afetlere ve zorlu hava koşullarına karşı sağlanan altyapı emniyetinin, yolcuların can güvenliği ile uçuş operasyonlarının kesintisiz sürdürülebilirliğinin en büyük teminatı olduğunu belirten Kacır, Sabiha Gökçen Havalimanı’nda operasyonel başarının temelinde güçlü ekip çalışması, ileri teknoloji ve yüksek emniyet kültürünün bulunduğunu kaydetti.


