Küresel havacılık sektörünün önemli oyuncularından Abra Group, bünyesindeki Avianca, GOL Linhas Aéreas ve Wamos gibi markalarıyla Latin Amerika pazarında çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) stratejilerini derinleştiriyor. Grubun Birleşik Krallık merkezli yapısına rağmen, operasyonlarının ana odağı Latin Amerika olarak belirlenmiş durumda. AeroTime'ın Eylül 2026'da gerçekleştirdiği bir röportajda, Abra Group'un Kurumsal Sorumluluktan Sorumlu Başkanı Maria Whittaker, grubun kapsamlı ESG yaklaşımını ve bölgeye özgü zorlukları ele aldı.
Finans ve teknoloji alanındaki deneyimleriyle dikkat çeken Arjantin kökenli Whittaker, 2024'te Avianca'ya sürdürülebilirlik danışmanı olarak katılmış, 2025 başında ise Abra Group'un Kurumsal Sorumluluktan Sorumlu Başkanı pozisyonuna yükselmişti. Bu göreviyle doğrudan Grup CEO'su Adrian Neuhauser'a rapor veren Whittaker'ın pozisyonu, sürdürülebilirlik ve kurumsal sorumluluğun Abra Group içindeki stratejik önemini açıkça ortaya koyuyor.
ESG Stratejisinin Temelleri ve Bölgesel Yaklaşım
Abra Group, farklı markaları ve iş modelleriyle geniş bir coğrafyada faaliyet gösterirken, ESG stratejisini grup düzeyinde belirleyip tüm operasyonlarına entegre etmeyi hedefliyor. Whittaker'ın açıklamalarına göre, grup, sürdürülebilirlik perspektifinden kendisini tek bir bütün olarak görüyor ve 27'den fazla ülkede faaliyet gösteren tamamlayıcı havayollarının çevresel ve sosyal konuları tüm operasyonlarına yaymasına odaklanıyor. Bölgedeki her ülkenin farklı kuralları ve operasyonel ihtiyaçları göz önüne alındığında, bireysel ülke düzeyinde esneklik sağlanırken, stratejinin grup genelinde uyumlu bir şekilde ilerlemesi büyük önem taşıyor.
Latin Amerika'nın benzersiz coğrafi yapısı, Abra Group'un ESG yaklaşımını şekillendiren temel faktörlerden biri. Bölge, Kolombiya'nın dağlık yapısı veya Brezilya'nın devasa mesafeleri gibi bağlantı ihtiyaçları açısından zorlayıcı koşullara sahip. Aynı zamanda Galapagos ve Amazon gibi gezegen için hayati öneme sahip ekosistemlere ev sahipliği yapıyor. Abra Group, bu kritik ekosistemleri koruma ve iklim değişikliği çözümlerine katkıda bulunma sorumluluğunu üstleniyor.
Sosyal etki, Abra Group'un ESG stratejisinin önemli bir bileşenini oluşturuyor. Grup, geçtiğimiz yıl bölge içinde 71 milyon insanı taşıyarak bağlantı sağlama misyonunu vurguluyor. Ayrıca 30.000 kişiye istihdam sağlıyor ve 10.000'den fazla tedarikçiyle çalışarak yerel ekonomiye katkıda bulunuyor. San Andrés takımadaları gibi iklim değişikliğinden etkilenen hassas ekosistemlerde, bilim insanlarını ve ekipmanları ücretsiz taşıma, müşteri bağışlarını eşleştirme ve mangrov restorasyon projelerini destekleme gibi gönüllü projeler yürütülüyor. Grup ayrıca, ada destinasyonlarında plastik ve alüminyum atıklarını geri dönüşüm için anakaraya ücretsiz taşıyarak ve yolcuları deniz kabuklarını evlerine götürmeme konusunda bilinçlendirerek çevresel korumaya aktif olarak katkıda bulunuyor. Hatta 2025 yılında 500 kilogramdan fazla deniz kabuğunu ait oldukları ekosistemlere geri kazandırdı.
Emisyon Azaltma ve Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) Vizyonu
Emisyon azaltımı, Abra Group'un çevresel stratejisinin merkezinde yer alıyor ve yakıt tüketimi bu alandaki en büyük etkiyi yaratıyor. Grup, operasyonel verimliliğe odaklanarak önemli başarılar elde etti; Cirium tarafından Avianca, 2019-2024 yılları arasında emisyon yoğunluğunu en çok azaltan havayolu olarak gösterildi. Ancak fosil yakıtlardan yenilenebilir yakıtlara geçişte, su ve biyoçeşitlilik üzerindeki potansiyel olumsuz etkiler konusunda dikkatli davranılıyor. Whittaker, sadece karbon emisyonlarına odaklanmanın yeterli olmadığını, hassas ekosistemlere zarar vermeyecek sürdürülebilir çözümler geliştirmenin önemini vurguluyor.
Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) tedariki ve maliyeti, Latin Amerika'da önemli bir engel teşkil ediyor. SAF'ın fosil yakıtlara göre daha pahalı olması, bölgedeki yerel yolcuların bu geçişi finanse etme kapasitesini sınırlıyor. Abra Group, bu maliyet sorununa çözüm bulmak amacıyla uluslararası iş birliklerini araştırıyor. Brezilya gibi biyoyakıt üretiminde potansiyeli yüksek ülkelerle, fiziksel SAF ihracatı yerine SAF sertifikaları üzerinden ticaret yapılması öneriliyor. Paris İklim Anlaşması'nın 6. Maddesi kapsamında geliştirilen bu 'book-and-claim' (kayıt ve talep) sistemiyle, örneğin Japonya'daki kuruluşlar Brezilya'daki SAF üretimini finanse ederek emisyon azaltım haklarını talep edebilecek. Bu model, Brezilya'nın yerel bağlantılarını etkilemeden SAF üretmesini sağlarken, gelişmiş ülkelerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak.
Whittaker, bu yenilikçi projenin sekiz ila dokuz aydır üzerinde çalışıldığını ve geçtiğimiz yılki COP zirvesinde duyurulduğunu belirtti. Brezilya hükümetinden SAF sertifikalarının Uluslararası Transfer Edilen Azaltım Sonuçları (ITMO) olarak tanınması talebiyle siyasi bir ivme yakalandığı, ancak sürecin bürokratik engeller nedeniyle yavaş ilerlediği ifade edildi. Abra Group, bu tür yenilikçi yaklaşımlarla hem çevresel hedeflere ulaşmayı hem de Latin Amerika'nın kalkınma ihtiyaçlarını desteklemeyi amaçlıyor.
