Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA), Orta Doğu ve Basra Körfezi bölgelerindeki hava sahalarına yönelik sivil havacılık risk uyarılarının geçerlilik süresini uzatarak, bölgedeki güvenlik endişelerinin devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Ajansın güncel Çatışma Bölgesi Bilgi Bülteni (CZIB) ile duyurduğu bu karar, havayolu işletmelerinin operasyonel planlamalarını yakından ilgilendiriyor.
Basra Körfezi Ülkeleri İçin Uzatılan Uyarılar
EASA tarafından yayımlanan bültende, Basra Körfezi ve Umman Körfezi'ni kapsayan Bahreyn, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman hava sahalarına yönelik mevcut risk uyarılarının 16 Kasım 2026 tarihine kadar uzatıldığı belirtildi. Ajans, bu bölgelerdeki güvenlik durumunun, devam eden askeri faaliyetler ve potansiyel riskler nedeniyle sivil havacılık operasyonları açısından yüksek bir tehdit oluşturabileceği konusunda havayolu şirketlerini uyarıyor. EASA, işletmelerden operasyon planlamalarını yaparken güncel risk değerlendirmelerini titizlikle göz önünde bulundurmalarını ve bölgedeki gelişmeleri sürekli olarak takip etmelerini talep ediyor.
İran, Irak ve Lübnan İçin Daha Kapsamlı Kısıtlamalar
Orta Doğu'daki risk değerlendirmesinde EASA, İran, Irak ve Lübnan hava sahaları için daha sıkı ve kısıtlayıcı tavsiyelerde bulundu. Ajans, bu üç ülkenin hava sahasında, tüm irtifa ve uçuş seviyelerinde sivil havacılık operasyonlarının yapılmamasını tavsiye ediyor. Özellikle Irak için ayrı bir CZIB yayımlanarak, Bağdat Uçuş Bilgi Bölgesi (FIR) genelinde her türlü irtifada uçuş yapılmaması gerektiği vurgulandı. EASA, bu tavsiyelerini bölgedeki yoğun askeri faaliyetler, füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları ile hava savunma sistemlerinin aktif kullanımı gibi sivil havacılık güvenliğini doğrudan etkileyebilecek gelişmelere dayandırıyor.
EASA, yayımladığı bu uyarıların havayolu işletmelerine yönelik bir risk bilgilendirmesi ve tavsiye niteliğinde olduğunu, nihai operasyonel kararlar alınırken ulusal havacılık otoriteleri tarafından yayımlanan havacılık duyurularının (NOTAM) da ayrıca takip edilmesi gerektiğini hatırlattı. Bu durum, havacılık sektöründe risk yönetiminin çok katmanlı bir yaklaşım gerektirdiğini bir kez daha ortaya koyuyor.


