Dubai merkezli havayolu flydubai'de görevli bir birinci pilotun, kaptanına saldırarak uçağı düşürmeye çalıştığı olayın ardından, aynı pilotun daha önce Tel Aviv'e gerçekleştirdiği bir seferi kaçırma ve düşürme planı yaptığı iddiaları havacılık dünyasında şok etkisi yarattı. Reuters tarafından aktarılan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) soruşturmasına yakın kaynaklara dayandırılan bilgilere göre, pilotun bu önceki planından, uçakta tanıdığı birinin bulunması nedeniyle vazgeçtiği belirtiliyor.
30 Eylül Olayının Detayları ve Kokpitteki Mücadele
Olay, 30 Eylül 2026 tarihinde Dubai'den Tel Aviv'e sefer yapan bir flydubai Boeing 737 MAX 8 uçağında meydana geldi. Uçak, "yasa dışı müdahale" anlamına gelenler de dahil olmak üzere acil durum transponder kodları iletmesinin ardından Suudi Arabistan'a yönlendirildi. Kaynaklara göre, birinci pilot kokpitte acil durumlar için bulunan bir baltayla kaptan pilota saldırdı. Kaptan pilot, aldığı bıçak darbelerine rağmen kokpit kapısını açmayı başararak yolcuların uçuş güvertesine girmesine ve saldırganı etkisiz hale getirmesine olanak sağladı. Bu kritik anlarda, uçakta bulunan ek bir flydubai pilotu kontrolü ele alarak, yaklaşık 30 saniyede 14.000 feet'ten fazla irtifa kaybeden uçağı stabilize etti ve güvenli iniş için gerekli manevraları gerçekleştirdi.
Önceki Planlar ve Soruşturmanın Seyri
Reuters'a konuşan iki İsrailli yetkili, flydubai pilotunun bu saldırıyı havayoluna katılmadan önce planladığını ve Tel Aviv'e uçan havayollarını araştırdığını öne sürdü. BAE yetkilileri, 3 Ekim 2026 tarihinde yaptıkları açıklamada, birinci pilotun "uçuş sırasında planını uygulamaya başladığını, uçuş güvertesinde kaptana bir balta ile saldırarak uçağın kontrolünü ele geçirmeye çalıştığını" doğruladı. BAE Başsavcısı Dr. Hamad Saif Al Shamsi, olayın tam koşullarını, motivasyonlarını ve olası bağlantılarını belirlemek amacıyla soruşturmaların devam ettiğini, fiziksel ve dijital kanıtların teknik incelemelerinin ve analizlerinin sürdüğünü belirtti. BAE makamları olayı resmi olarak bir terör saldırısı olarak değerlendirirken, birinci pilotun kimliği veya uyruğu hakkında kamuoyuna açıklama yapmadı. Ancak soruşturmaya yakın kaynaklar, pilotun Ummanlı olduğunu medya kuruluşlarına bildirmişti.


