Hindistan Savunma Bakanlığı, Avrupa'nın önde gelen havacılık projelerinden biri olan Gelecek Nesil Savaş Uçağı Sistemi (FCAS) programına katılmak üzere Fransa liderliğindeki girişimlere başladığını duyurdu. Bu stratejik hamle, programın temelini oluşturan Franco-Alman ortak savaş uçağı projesinin Haziran 2026'da dağılmasından sadece iki ay sonra geldi. Açıklama, Hindistan parlamentosunun Savunma Daimi Komitesi'nin 7 Ağustos 2026 tarihinde Lok Sabha'ya sunulan Yirmi Beşinci Raporu'nda yer aldı ve Yeni Delhi'nin bölgesel havacılık dengesindeki konumunu güçlendirme arayışını gözler önüne serdi.
Avrupa'daki Ayrılık ve Yeni İş Birlikleri
Hindistan Savunma Bakanlığı'nın bu kararı, Avrupa'daki altıncı nesil savaş uçağı programlarının karmaşık seyrinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Komite'nin 18 Mart 2026 tarihli Yirminci Raporu'nda, altıncı nesil uçak geliştiren iki konsorsiyumdan bahsediliyordu: Birleşik Krallık, İtalya ve Japonya'yı bir araya getiren GCAP ile Fransa ve Almanya'nın (rapor İspanya'yı atlıyor) dahil olduğu FCAS. Hindistan Hava Kuvvetleri, geride kalmamak adına bu konsorsiyumlardan birine katılmayı hedefliyordu. Ancak, Bakanlık'ın Temmuz 2026'da verdiği yanıtlar öncesinde, Fransa ve Almanya arasındaki ortak savaş uçağı projesi 8 Haziran 2026'da resmen sona erdi. Dassault Aviation ve Airbus Defence and Space arasındaki liderlik, iş paylaşımı ve fikri mülkiyet hakları konusundaki yıllarca süren çözümsüz anlaşmazlıklar bu ayrılığa yol açtı. Berlin, o zamandan beri Alman endüstrisi tarafından desteklenen ulusal bir programa yönelirken, Hindistan'ın yanıtında FCAS'tan "Fransız liderliğindeki bir çaba" olarak bahsedilmesi dikkat çekti.
Dassault Aviation Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Eric Trappier, 1 Temmuz 2026'da Fransız Senato komitesine yaptığı açıklamada, şirketin iş birliğine açık olduğunu ve başlangıçta kuralların netleştirilmesi koşuluyla Avrupalı olmayan bir ortağı dışlamadığını belirtmişti. Trappier, 22 Temmuz 2026'daki yarı yıl sonuçları sunumunda kişisel olarak böyle bir düzenlemeyi desteklediğini ancak kararın Fransız devletine ait olduğunu ekledi. Dassault, gelecekteki bir savaş uçağı demonstratörü için Fransız hükümetiyle ulusal veya iş birliği temelinde görüşmelerin sürdüğünü de bildirdi.
Hindistan'ın Stratejik Gerekçeleri ve Ortak Çıkarlar
Yeni Delhi'nin bu programa yönelmesinde birden fazla stratejik gerekçe bulunuyor. Fransa ve Hindistan, nükleer caydırıcılıklarının hava bileşenini sürdürme ve sabit kanatlı uçak gemileri işletme gibi ortak operasyonel gereksinimlere sahip. Almanya ise bu özelliklerin hiçbirine sahip değil. Ayrıca, Franco-Hint endüstriyel bağları son dönemde daha da derinleşti. Hindistan Savunma Tedarik Konseyi, Şubat 2026'da MRFA programı kapsamında 114 Rafale savaş uçağı için "İhtiyaç Kabulü" (Acceptance of Necessity) kararı almıştı. Bu programın hem kapasite açığını kapatma hem de Hindistan'da üretim kapasitesini genişletme amacı taşıdığı belirtiliyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 17-19 Şubat 2026 tarihlerindeki Yeni Delhi ziyareti sırasında yayımlanan ortak bildiri, bir Ortak İleri Teknoloji Geliştirme Grubu kurulmasını sağladı ve ilişkileri "Özel Küresel Stratejik Ortaklık" seviyesine taşıdı.
Hindistan'ın bu aciliyeti, Çin'in havacılık alanındaki hızlı gelişiminden de kaynaklanıyor. Çin Halk Kurtuluş Ordusu, beşinci nesil Chengdu J-20 ve Shenyang J-35 uçaklarını envanterine katarken, J-36 ve J-50 gibi altıncı nesil olduğu düşünülen iki prototipin uçuş testlerini gerçekleştirdiği biliniyor. Buna karşılık, Hindistan hala 1980'lere dayanan Tejas Mk1A'nın üretimini hızlandırmakta zorlanıyor. General Electric F404-IN20 motor tedarikindeki aksaklıklar nedeniyle teslimatlar Şubat 2024'ten bu yana gecikmiş durumda. Tejas Mk2 ve yerli Gelişmiş Orta Savaş Uçağı (AMCA) ise hala geliştirme aşamasında olup, AMCA'nın 2035 hedefiyle ilerlediği belirtiliyor. Bu bağlamda, Franco-Hint ortaklığı her iki ülkeye de fayda sağlayabilir: Hindistan, uçak gemisi ve nükleer gereksinimleriyle uyumlu bir altıncı nesil projeye erişim sağlarken, Fransa da Almanya ile kaybedilen fon, endüstriyel kapasite ve potansiyel sipariş hacmini telafi etme fırsatı bulabilir. Ancak, orijinal ortaklığı bölen liderlik, iş paylaşımı ve fikri mülkiyet gibi konuların müzakerelerde nasıl çözüleceği, bu yeni iş birliğinin geleceğini belirleyecek temel soru işareti olmaya devam ediyor.
