Suudi Arabistan'ın önemli havacılık altyapı projelerinden biri olan Kasım bölgesindeki Prens Naif bin Abdülaziz Uluslararası Havalimanı'nın geliştirilmesi projesinde kritik bir aşama kaydedildi. Suudi Arabistan Havalimanları Şirketi (MATARAT Holding) ve Ulusal Özelleştirme ve KÖİ Merkezi (NCP), proje için ön yeterlilik alan altı firma ve konsorsiyumu duyurdu. Bu prestijli listede, Türk havacılık sektörünün önde gelen temsilcilerinden TAV Havalimanları ve YDA Group da yer alarak uluslararası arenadaki güçlerini bir kez daha gösterdi.
Türk Şirketleri Uluslararası Ortaklarla Güç Birliği Yaptı
Açıklanan listeye göre, TAV Havalimanları, Suudi Arabistan merkezli MADA International Holding ile bir konsorsiyum oluşturarak projeye talip oldu. YDA Group ise Egis, Safari ve Lamar Holding gibi uluslararası ortaklarla güç birliği yaparak ön yeterlilik alan konsorsiyumlar arasında yerini aldı. Ön yeterlilik alan diğer gruplar arasında PPMDC-Al Gihaz Holding, Tamasuk-Oman Airports-Namaya-Al Bawani Capital, GMR Airports ve Vision Invest-ASYAD-daa International konsorsiyumları da bulunuyor. Bu durum, projenin küresel çapta büyük ilgi gördüğünü ve yoğun bir rekabete sahne olacağını ortaya koyuyor.
Kapsamlı KÖİ Modeli ve Projenin Hedefleri
Prens Naif bin Abdülaziz Uluslararası Havalimanı'nın geliştirilmesi projesi, uzun vadeli bir Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle hayata geçirilecek. Yaklaşık 30 yıllık bir sözleşme süresine sahip olan bu kapsamlı proje; havalimanının tasarımı, finansmanı, inşası, devri, işletilmesi ve bakımını kapsıyor. Proje kapsamında, mevcut yolcu terminali ve destek hizmet tesislerinin yanı sıra, pistler, taksi yolları ve apronlar gibi hava tarafı altyapısının da geliştirilmesi ve modernizasyonu planlanıyor. MATARAT Holding ve NCP, Şubat 2026'da "İlgi Beyanı" (Expression of Interest - EOI) sürecini başlatmış ve Mart ayında toplam 89 yerli ve uluslararası şirketin projeye ilgi gösterdiğini açıklamıştı. Bu dev yatırımın temel hedefi, Kasım bölgesinin hava bağlantılarını güçlendirmek ve havalimanının yolcu ve kargo kapasitesini önemli ölçüde artırarak bölgesel kalkınmaya katkı sağlamak olarak belirlendi. Türk şirketlerinin bu aşamada yer alması, Türkiye'nin havacılık müteahhitliği ve işletmeciliği alanındaki yetkinliğini bir kez daha kanıtlıyor.


