Meksika merkezli havayolu şirketi Aeroméxico’nun 2 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği Tapachula-Mexico City seferinde, bir yolcuya ait taşınabilir şarj cihazının (powerbank) uçuş sırasında patlayarak yangına neden olduğu bildirildi. AM371 sefer sayılı uçakta yaşanan bu olay, havacılık sektöründe lityum iyon bataryaların oluşturduğu potansiyel riskleri bir kez daha gündeme taşıdı.
Uçuş Sırasında Yaşanan Tehlike ve Hızlı Müdahale
Aeroméxico tarafından yapılan açıklamaya göre, olay uçağın seyir halindeyken meydana geldi. Yolcunun taşıdığı güç bankası, boş bir koltuğun üzerinde aniden patladı. Patlamanın ardından hızla oluşan yangın üzerine, kabin ekibi derhal güvenlik protokollerini devreye sokarak duruma müdahale etti. Ekibin profesyonel ve hızlı tepkisi sayesinde, olayda herhangi bir yolcu veya mürettebatın yaralanmadığı ve tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyulmadığı belirtildi.
Yaşanan bu tehlikeli duruma rağmen, uçak uçuşuna sorunsuz bir şekilde devam ederek Mexico City Benito Juarez Uluslararası Havalimanı’na güvenli bir iniş gerçekleştirdi. İnişin ardından, patlayan güç bankası detaylı inceleme yapılmak üzere yetkili birimlere teslim edildi. Bu tür olaylarda, cihazın patlama nedeninin belirlenmesi, gelecekte benzer durumların önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır.
Lityum Batarya Güvenliği Yeniden Gündemde
Aeroméxico, yaşanan bu olayın ardından yolcularına uçuş sırasında lityum batarya içeren cihazların kullanımına ilişkin güvenlik kurallarına titizlikle uyulması çağrısında bulundu. Havacılık otoriteleri ve havayolları, taşınabilir elektronik cihazlarda yaygın olarak kullanılan lityum iyon bataryaların hasar görmesi, aşırı ısınması veya arızalanması durumunda yangın riski oluşturabileceği konusunda uzun süredir uyarılar yapmaktadır. Bu olay, söz konusu riskin gerçekliğini ve güvenlik protokollerinin ne denli hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Havacılık sektöründe, lityum bataryaların kabin bagajında taşınması, kısa devre riskini azaltmak için korunması ve şarj edilmemesi gibi çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır. Ancak bu tür olaylar, yolcuların bu kurallara uyumunun ve kabin ekibinin acil durumlara müdahale yetkinliğinin sürekli olarak denetlenmesi ve geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Sektör, yolcu ve uçuş güvenliğini sağlamak adına bu konudaki hassasiyetini korumaya devam etmektedir.


