Havacılık motoru üreticisi CFM International, Farnborough Airshow 2026 öncesinde Londra'da düzenlediği basın toplantısında, havacılığın geleceğini şekillendirecek devrim niteliğindeki RISE (Revolutionary Innovation for Sustainable Engines) programında kaydettiği önemli ilerlemeleri ve mevcut motorları için aldığı yeni sertifikasyonları kamuoyuyla paylaştı. 18 Temmuz 2026 tarihinde yapılan bu duyurular, şirketin açık fan motor teknolojisine olan güvenini pekiştirirken, sektörde sürdürülebilirlik ve verimlilik hedeflerine ulaşma yolunda atılan somut adımları gözler önüne serdi.
RISE Programı: Sürdürülebilir Havacılığın Temelleri Atılıyor
CFM International Başkanı ve CEO'su Gaël Méheust, şirketin RISE programı ile "havacılığın geleceğini hazırladığını" vurguladı. Bu kapsamlı program; açık fan motorları, kompakt motor çekirdekleri ve hibrit elektrik sistemleri gibi bir dizi yenilikçi teknolojiyi barındırıyor. CFM International Mühendislik, Araştırma ve Teknoloji Başkan Yardımcısı Pierre Cottenceau'nun açıklamalarına göre, RISE programının başlangıcından bu yana geçen beş yıllık süreçte 500'den fazla test kampanyası ve 500 saatin üzerinde rüzgar tüneli testi gerçekleştirildi. Cottenceau, bu yoğun test sürecinin, açık fan motorlarının bu on yılın sonlarına doğru yer testlerine başlama konusunda kendilerine büyük bir güven verdiğini belirtti.
Açık fan motoru ve çıkış kılavuz kanatçıkları (OGV) için Ön Tasarım İncelemelerinin (PDR) tamamlanmasıyla, CFM artık yer testi demonstratörü için gerekli parçaları üretebilecek durumda. Şirket, OGV'lerin hava akışını yönlendirmede kritik bir rol oynadığını ve açık fan tasarımının günümüz turbofan motorlarıyla aynı hız ve irtifalara ulaşabilmesinin anahtarı olduğunu ifade ediyor. GE Aerospace Gelecek Uçuş Mühendisliği Başkan Yardımcısı Arjan Hegeman, "Gerçek, tam boyutlu Açık Fan donanımını test ediyoruz, bu da CFM'in RISE programını ilerletme ve hava yolculuğunun geleceğine güç verecek hayati teknolojik değişimleri sunma konusundaki hırsını gösteriyor" dedi.
Dayanıklılık testleri de RISE programının önemli bir parçası. Hegeman'ın aktardığına göre, yapılan toz yutma testleri, açık fan motorlarının mevcut yeni nesil motorlara kıyasla %50'den daha az toz yuttuğunu kanıtlıyor. Bu durum, daha düşük sıcaklıklar ve daha az tozla birleştiğinde, motorların "kanat üstünde kalma süresini önemli ölçüde artırıyor". Ayrıca, kompakt motor çekirdeği sistemlerinin PDR'si tamamlandı ve yeni nesil yüksek basınç türbin (HPT) kanatçık teknolojilerini değerlendirmek üzere 2.000'den fazla döngü toz yutma testi yapıldı. Akustik ve aerodinamik tasarımların optimizasyonu için Almanya ve ABD'deki süper bilgisayarların kullanıldığı da belirtildi.
Hibrit Elektrik Sistemleri ve LEAP-1B Motor Geliştirmeleri
RISE programı kapsamında hibrit elektrik sistemleri de aktif olarak test ediliyor. CFM'in ortakları Safran ve GE Aerospace, bu alanda önemli ilerlemeler kaydetti. GE Aerospace, son bir yıl içinde enerji depolamalı ve depolamasız iki hibrit elektrik motoru yer testini tamamlayarak daha elektrikli havacılığın fizibilitesini gösterdi. Safran ise Fransa'daki Istres tesisinde PHILEAS adlı bir yer testi kampanyası başlattı. PHILEAS, yeni nesil kısa ve orta menzilli uçak motorları için tasarlanmış iki elektrik makinesiyle donatılmış tam ölçekli bir motor demonstratörü olarak öne çıkıyor.
CFM International, RISE programındaki bu yenilikçi adımların yanı sıra, mevcut LEAP-1B motorları için de önemli sertifikasyonlar aldığını duyurdu. Şirket, LEAP-1B yüksek basınç türbin (HPT) dayanıklılık kiti için Federal Havacılık İdaresi (FAA) ve Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) onaylarını güvence altına aldı. Bu kitin, özellikle sıcak ve zorlu ortamlarda motorun kanat üstünde kalma süresini iki katına çıkararak son yıllarda artan bir soruna çözüm getirmesi bekleniyor. Güncellemenin 2027 başlarında müşterilere ulaşması planlanıyor. Ayrıca, CFM, LEAP-1B motoru için yakıt nozulu değişim ihtiyacını azaltmayı amaçlayan bir soğutma sistemi olan ters tahliye sistemi (RBS) için de motor seviyesinde sertifikasyon elde etti. Bu sistemlerin atölye ziyaretleri arasındaki süreyi artırırken, bakım yükünü azaltacağı ve LEAP motorlarının sunduğu verimlilik, güvenilirlik ve kullanım oranına ek olarak daha uzun kanat üstü kalma süresi sağlayacağı belirtildi.


