Amerika Birleşik Devletleri'nde, Buffalo Niagara Uluslararası Havalimanı'na iniş yapmakta olan bir Delta Air Lines uçağının kokpitine lazer tutarak uçuş emniyetini tehlikeye atan 31 yaşındaki bir şahıs, federal mahkeme tarafından 18 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu karar, havacılık sektöründe lazer saldırılarının ciddiyetini ve bu tür eylemlere karşı uygulanan ağır yaptırımları bir kez daha gözler önüne serdi.
Olay, 2 Mart 2024 tarihinde Delta Air Lines'ın DL2334 sefer sayılı uçağının Buffalo Niagara Uluslararası Havalimanı'na son yaklaşma aşamasında gerçekleşti. Mahkeme kayıtlarına göre, sanık, havalimanının yaklaşma hattı üzerinde bulunan evinden uçağın kokpitine yeşil bir lazer ışını tuttu. Sanık, Aralık 2024'te suçunu kabul etmişti.
Pilotun Yaşadığı Tehlike ve Uçuş Emniyeti
Uçağın kaptan pilotu, mahkemede verdiği ifadede, lazer ışığının son yaklaşma sırasında yaklaşık 60 ila 90 saniye boyunca kokpite isabet ettiğini belirtti. Pilot, bu durumun kendisi için ciddi bir tehlike oluşturduğunu vurgulayarak, görüşünün engellenmesi nedeniyle başını eğerek uçağı manuel olarak uçurmak zorunda kaldığını ve mümkün olduğunca dışarı bakmamaya çalıştığını ifade etti. Ayrıca, Buffalo Havalimanı'nda otomatik iniş sistemi (autoland) bulunmadığı için güvenli bir iniş gerçekleştirebilmek adına son aşamada tekrar dışarı bakmak zorunda kaldığını anlattı. Pilotun bu ifadesi, lazer saldırılarının uçuş emniyeti üzerindeki potansiyel yıkıcı etkisini net bir şekilde ortaya koydu.
Federal Suç ve Ağır Yaptırım
ABD federal yasalarına göre, uçaklara lazer tutmak, pilotların görüşünü geçici olarak engelleyerek ciddi güvenlik riski oluşturduğu için federal bir suç olarak kabul ediliyor. Mahkeme, 31 yaşındaki sanığı, uçuş emniyetini tehlikeye atma suçundan 18 ay federal hapis cezasına çarptırdı. Bu karar, havacılık otoritelerinin ve yargı mercilerinin, bu tür eylemlere karşı sıfır tolerans politikasını ve uçuş güvenliğine verilen önemi açıkça ortaya koymaktadır. Havacılık uzmanları, bu tür cezaların caydırıcılık açısından büyük önem taşıdığını ve benzer olayların önüne geçilmesinde kritik bir rol oynadığını belirtiyor.


