İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu New York'a taşıyan uçağın, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında çıkarılan tutuklama kararına rağmen Fransız hava sahasını kullanmasına Fransa'dan izin verildiği doğrulandı. Bu geçiş, UCM'nin 21 Kasım 2024 tarihli kararından bu yana Fransız hava sahasının beşinci kez kullanılması olarak kayıtlara geçti ve uluslararası hukuk ile diplomatik ilişkiler bağlamında önemli tartışmaları beraberinde getirdi.
Netanyahu'nun Uçağı BM Genel Kurulu İçin New York Yolunda
Fransız diplomatik kaynaklarca yapılan açıklamaya göre, Netanyahu'yu taşıyan uçak 22 Eylül tarihinde Fransız hava sahasından sorunsuz bir şekilde geçti. İsrail Başbakanı'nın bu seyahati, New York'ta düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'na katılım amacıyla gerçekleşti. Bu izin, UCM'nin Netanyahu hakkında verdiği tutuklama kararının ardından verilen bir dizi iznin sonuncusu oldu.
UCM Kararı ve Fransa'nın Tutumu
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 21 Kasım 2024 tarihinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve dönemin İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Mahkeme, Gazze'de işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında bu iki isim hakkında tutuklama emri verilmesi için "makul gerekçeler" bulunduğunu belirtmişti. Bu kararın ardından, Netanyahu'nun uçağının Roma Statüsü'ne taraf olan bazı Avrupa ülkelerinin hava sahalarından geçtiği daha önce de rapor edilmişti.
Fransız kamu yayıncısı Franceinfo'nun aktardığı bilgilere göre, Netanyahu'nun uçağı daha önce Şubat 2025, Nisan 2025, Temmuz 2025 ve Temmuz 2026 tarihlerinde de Fransız hava sahasını kullanmıştı. Son geçişle birlikte bu sayı beşe ulaşmış oldu. Fransa'nın bu tutumu, Avrupa Parlamentosu'nun Fransız üyesi Emma Fourreau'nun tepkisine neden oldu. Fourreau, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Fransa'nın uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini sorgulayarak bu kararı eleştirdi. Bu durum, UCM tutuklama kararı bulunan bir liderin Avrupa hava sahalarından geçişi konusundaki siyasi ve hukuki tartışmaları yeniden alevlendirdi.


