Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), havacılık sektörünün en prestijli etkinliklerinden biri olan 2026 Dünya Güvenlik ve Operasyonları Konferansı'na İstanbul'da ev sahipliği yapıyor. Açılış oturumlarında havacılık güvenliği, operasyonel dayanıklılık, gelişen teknolojilerin rolü, insan faktörünün önemi ve küresel standartların etkinliği gibi kritik başlıklar masaya yatırıldı. Türk Hava Yolları CEO'su Ahmet Olmuştur ve IATA Güvenlik Direktörü Mark Searle, sektörün geleceğine yön verecek önemli mesajlar verdi.
Güvenlik, Büyümenin Temeli ve Sektörel İş Birliği
Türk Hava Yolları CEO'su Ahmet Olmuştur, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, havacılıkta sürdürülebilir büyümenin temelinde güvenliğin yattığını güçlü bir şekilde vurguladı. Olmuştur, havacılık ortamının hızla değişen dinamiklerinin beraberinde getirdiği zorlukların ancak sağlam bir güvenlik kültürü, operasyonel dayanıklılık ve tüm sektör paydaşları arasında etkin bir iş birliğiyle aşılabileceğine dikkat çekti. Bu yaklaşımın sadece havayolları için değil, aynı zamanda havalimanları, düzenleyici otoriteler ve teknoloji sağlayıcıları gibi tüm aktörler için ortak bir sorumluluk alanı oluşturduğunu belirtti.
IATA Güvenlik Direktörü Mark Searle ise havacılık emniyetinde kaydedilecek yeni ilerlemelerin, insan, teknoloji ve küresel standartların daha güçlü bir entegrasyonu ve birlikte çalışmasıyla mümkün olacağını ifade etti. Searle, IATA verilerine göre son on yılda ölümcül kaza oranlarında belirgin bir iyileşme yaşandığını, eskiden her 3,5 milyon uçuşta bir ölümcül kaza görülürken, bu oranın günümüzde yaklaşık 5,6 milyon uçuşta bire gerilediğini aktardı. Ancak, 2025 yılında havacılık kazalarında 394 kişinin hayatını kaybetmesinin, sektöre her can kaybının daha iyisini yapma sorumluluğunu hatırlattığını sözlerine ekledi.
İnsan Faktörü, Teknoloji ve Standartlarda Yeni Yaklaşımlar
Konferansta, havacılık güvenlik performansını korumak ve güçlendirmek adına insan kaynağına yönelik üç temel öncelik belirlendi. Bunlar arasında, yıllar içinde biriken operasyonel bilgi ve deneyimin yeni nesillere sistemli aktarımı, tecrübeli profesyonellerin operasyonel bilgisinin dijital çağın getirdiği teknoloji ve yapay zekâ yetkinlikleriyle birleştirilmesi ve çalışanların hata, risk ve ramak kala olaylarını korkmadan raporlayabildiği bir güvenlik kültürünün korunması yer aldı. IATA, mentorluk, eğitim ve halefiyet planlamasının bu süreçte kilit rol oynadığını vurguladı.
Yapay zekâ dahil olmak üzere yeni teknolojilerin havacılıkta kullanımının güvenliğe sağladığı katkı üzerinden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Bu bağlamda, teknolojinin güvenlik profesyonellerinin çevreyi daha iyi anlamasına, daha iyi karar almasına yardımcı olup olmadığı ve teknoloji devre dışı kaldığında operasyonların güvenli bir şekilde sürdürülüp sürdürülemeyeceği gibi kritik sorular öne çıkarıldı. Ayrıca, Küresel Navigasyon Uydu Sistemi (GNSS) müdahalelerinin artmasıyla birlikte, teknolojiye bağımlılığın yanı sıra yedek sistemler, prosedürler, eğitim ve insan muhakemesinin de güçlü tutulması gerektiği uyarısı yapıldı.
IATA, havacılığın önündeki en büyük güvenlik sorunlarından birinin yeni standart eksikliğinden ziyade, mevcut standartların ülkeler ve kurumlar arasında farklı seviyelerde uygulanması olduğuna dikkat çekti. IOSA sicilindeki havayollarının güçlü güvenlik performansının, ortak küresel standartların ve etkin denetimin önemini kanıtladığı belirtildi. Mark Searle, güvenlikte bir sonraki büyük sıçramanın daha fazla standart yazmaktan değil, mevcut standartların her yerde doğru anlaşılması, uygulanması ve denetlenmesinden geleceğini ifade etti. Bu doğrultuda, küresel standartların etkinliğini artırmak için uygulama ve denetimin güçlendirilmesi, devletlerin uluslararası yükümlülüklerine uyumunun artırılması ve standartların teknolojik gelişmelere göre güncel tutulması gerektiği vurgulandı. Searle, insan, teknoloji ve standartlar üçlüsünden herhangi birinin zayıf kalmasının, tüm havacılık sisteminin dayanıklılığını olumsuz etkileyeceğini sözlerine ekledi.


