Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu (NTSB), 6 Eylül tarihinde Miami Uluslararası Havalimanı’nda (MIA) meydana gelen ve 21 Air’e ait Boeing 767-33A tipi kargo uçağının pistten çıkmasıyla sonuçlanan kazaya ilişkin ilk bulguları kamuoyuyla paylaştı. Kurul, uçağın kokpit ses kayıt cihazı (CVR) ve uçuş veri kayıt cihazından (FDR) elde edilen verilerin başarıyla çözümlendiğini ve ön inceleme niteliğindeki bu bulguların, kazanın son anlarına dair önemli detaylar içerdiğini bildirdi.
Kokpit Kayıtlarında Aşırı Hız ve İletişim Detayları
NTSB tarafından açıklanan CVR kayıtlarına göre, 21 Air Flight 7598 sefer sayılı uçağın uçuş ekibi, iniş için Miami Hava Trafik Kontrol Kulesi ile irtibata geçerek 30 numaralı piste iniş izni aldı. İniş yaklaşmasının kritik son bölümünde, pilotlardan birinin flapların 20 dereceye alınmasını talep ettiği, ancak diğer pilotun uçağın hızının fazla olduğu yönünde bir uyarıda bulunduğu kaydedildi. Kayıtların devamında, aşırı hızla ilgili uyarıların sürdüğü, ancak kokpitte bu uyarılara karşı tutarlı bir sözlü yanıt verilmediği belirtildi. Otopilotun, inişten yaklaşık 1 dakika 23 saniye önce devreden çıktığı da CVR verileri arasında yer aldı. Yaklaşma sırasında uçakta birkaç kez "sink rate" (batış oranı) ve "too low terrain" (araziye çok yakın) uyarılarının duyulduğu, özellikle "too low terrain" uyarısının dört kez tekrarlandığı tespit edildi.
İniş Anı ve Pistten Çıkışa Dair Veriler
Uçuş veri kayıt cihazı (FDR) verileri, uçağın burun ve sağ ana iniş takımlarının, kayıtların sona ermesinden yaklaşık 30 saniye önce 158 knot yer hızıyla piste temas ettiğini gösteriyor. Yaklaşık 7 saniye sonra ise sol ana iniş takımının 134 knot hızla piste temas ettiği belirlendi. Frenlerin, ilk temasın ardından yaklaşık 23 saniye sonra, uçak 146 knot hızdayken uygulanmaya başlandığı kaydedildi. Kokpit ses kayıtlarına göre, uçak piste temas ettikten yaklaşık 15 saniye sonra pilotlardan biri "go-around" (pas geçme) çağrısı yaptı. FDR kayıtları da bu girişimi doğrulayarak, frenlerin 120 knot hızda bırakıldığını ve motorların pas geçme itki seviyesine çıkarıldığını ortaya koydu. Ancak yaklaşık 4 saniye sonra gaz kollarının yeniden rölanti (idle) konumuna getirildiği ve frenlerin tekrar uygulandığı görüldü.
NTSB, uçağın kayıtların sona ermesinden yaklaşık 10 saniye önce asfalt yüzeyden ayrıldığına işaret eden seslerin duyulduğunu açıkladı. FDR kayıtlarında ise pistten çıkışa yakın bölümde uçağın ivmelenme değerlerinde belirgin değişiklikler meydana geldiği ve bu sırada yer hızının 96 knot olduğu belirtildi. Kayıtların sona erdiği anda uçağın hızı 65 knot olarak ölçüldü. Kurul ayrıca, FDR verilerinde hız frenleri (speed brakes) veya ters itki (thrust reversers) sistemlerinin kullanıldığına dair herhangi bir gösterge bulunmadığını bildirdi.
NTSB, soruşturma kapsamında CVR kayıtlarının ayrıntılı şekilde incelenmesi ve yazılı transkript hazırlanması için önümüzdeki dönemde özel bir çalışma grubu oluşturacağını duyurdu. Kurul, paylaşılan bu bulguların ön inceleme niteliğinde olduğunu ve nihai kaza nedeni olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, soruşturmanın devam ettiğini vurguladı.


