Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali üzerinden gerçekleştirdiği özel uçuşlarına ait bilgilerin, yalnızca belirli sayıda görevlinin erişimine açık kurumsal sistemlerden basına ve kamuoyuna sızdırıldığı iddiasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Bu gelişme, sivil havacılık sektöründe kişisel veri güvenliği ve bilgi mahremiyeti konularındaki hassasiyeti bir kez daha gündeme getirdi.
Özel Uçuş Bilgilerinin Sızdırılması İddiası ve Hukuki Süreç
Adalı’nın avukatları aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait uçuş bilgilerinin kurumsal sistemler üzerinden yetkisiz kişilerin erişimine açıldığı ve sonrasında medya organlarında yer aldığı öne sürüldü. Dilekçede, “Serdal Adalı’ya ait uçuş bilgilerinin, yalnızca sınırlı sayıda görevlinin erişimine açık kurumsal sistemler üzerinden basına sızdırılması suretiyle işlenen suçlar hakkında soruşturma başlatılması ve kamu davası açılması talebimizdir” ifadelerine yer verildi. Başvuruda, söz konusu bilgilerin hangi kişi veya kişiler tarafından, hangi sistem üzerinden ve ne şekilde dışarıya aktarıldığının detaylı bir şekilde belirlenmesi talep edildi. Bu tür bir sızıntı iddiası, havacılık operasyonlarında kullanılan hassas veri tabanlarının güvenliği açısından ciddi soruları beraberinde getiriyor.
Daha önce de Serdal Adalı’nın özel uçuşlarına ilişkin bilgilerin basına yansıdığı biliniyor. Örneğin, Beşiktaş’ın 2026 yaz transfer döneminde teknik direktör Vincenzo Italiano’nun İstanbul’a gelişi sırasında, kulüp tarafından yapılan açıklamada Adalı’nın Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali’nde bulunduğu ve teknik direktörle birlikte şehre geldiği duyurulmuştu. Benzer bir durum, Belçikalı futbolcu Leandro Trossard’ın transfer sürecinde yaşanmış, Adalı’nın özel uçakla gerçekleştirdiği seyahatin uçuş güzergahı ve planlanan iniş saati gibi ayrıntılar bazı medya organlarında yayımlanmıştı. Bu tekrarlayan durumlar, bilgi sızıntısı iddialarının ciddiyetini artırıyor.
Havacılıkta Kişisel Veri Koruması ve Yasal Çerçeve
Havacılık sektörü, doğası gereği yoğun kişisel veri işleyen bir alandır. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (KVKK) daha önce havayolu sektörüne ilişkin aldığı bir kararda, yolcu adı kaydı (PNR) kapsamında isim, soyisim, cinsiyet, doğum tarihi, uyruk, belge bilgileri, vize bilgileri ve uçuşa ilişkin çeşitli verilerin işlenebildiği belirtilmişti. Kurul, havayolu şirketlerinin yolculara ait kişisel verilere yetkisiz erişimi önlemek amacıyla gerekli teknik ve idari tedbirleri alması gerektiğine hükmetmişti. Bu karar, veri sorumlularının yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Ayrıca, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 40. maddesi, hava yoluyla seyahat edecek kişilere ilişkin bilgilerin belirli amaçlarla ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde toplanabileceği, işlenebileceği ve paylaşılabileceğini düzenlemektedir. Adalı’nın başvurusu da bu yasal çerçevede, uçuş bilgilerinin yetkili olmayan kişi veya kişilere nasıl ulaştığının ve kamuya nasıl yansıdığının tespit edilmesine yönelik kritik bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yapacağı inceleme kapsamında, söz konusu uçuş bilgilerinin hangi sistemlerde tutulduğu, bu verilere kimlerin erişim yetkisinin olduğu ve bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılıp paylaşılmadığı detaylı bir şekilde araştırılacak. Soruşturmanın sonucunda, uçuş bilgilerinin kaynağı ve basına nasıl ulaştığına ilişkin ayrıntıların netleşmesi ve sorumluların tespit edilmesi bekleniyor. Bu dava, havacılık sektöründe veri güvenliğinin ve kişisel mahremiyetin korunmasının ne denli önemli olduğunu bir kez daha vurgulayacaktır.


