Türk Hava Yolları (THY), 2026 yılının son çeyreğinde Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur ve Çin'in önemli şehirlerinden Chengdu'ya düzenleyeceği bazı seferlerde uçak tipi değişikliğine gitme kararı aldı. Küresel bir havayolu olarak filo yönetimindeki esnekliğini gösteren bu adım, operasyonel planlama doğrultusunda gerçekleştirilecek ve ilgili hatlardaki yolcu deneyimini etkileyebilecek nitelikte.
Kuala Lumpur Hattında Filo Revizyonu
Havayolunun güncel uçuş tarifesine göre, 25 Ekim ile 6 Aralık 2026 tarihleri arasında İstanbul ile Kuala Lumpur arasındaki günlük iki seferden biri olan TK062/063 kodlu uçuşlarda önemli bir değişiklik yapılacak. Daha önce Airbus A350-900 tipi modern geniş gövdeli uçaklarla icra edilmesi planlanan bu seferler, söz konusu dönemde Boeing 777-300ER tipi daha büyük kapasiteli geniş gövdeli uçaklarla gerçekleştirilecek.
Havacılık portalı Aerorutes tarafından yayımlanan bilgilere göre, belirtilen dönemde İstanbul-Kuala Lumpur hattındaki sefer programı şu şekilde güncellendi:
TK060: İstanbul Havalimanı 01.50 – Kuala Lumpur 17.20, Airbus A350-900, her gün.
TK062: İstanbul Havalimanı 17.15 – Kuala Lumpur 08.30 (+1), Boeing 777-300ER, her gün.
TK063: Kuala Lumpur 10.10 – İstanbul Havalimanı 16.40, Boeing 777-300ER, her gün.
TK061: Kuala Lumpur 23.45 – İstanbul Havalimanı 06.10 (+1), Airbus A350-900, her gün.
Bu değişiklik, THY'nin yoğun Uzak Doğu hatlarındaki kapasite ve operasyonel verimlilik hedeflerini yansıtmaktadır.
Chengdu Seferlerinde İlk Değişiklikler
Türk Hava Yolları, Çin'in önemli merkezlerinden Chengdu Tianfu Havalimanı'na başlatmayı planladığı seferlerin ilk ikisinde de uçak tipi değişikliğine gitti. Güncel tarifeye göre, 11 ve 13 Kasım 2026 tarihlerinde icra edilecek olan bu ilk iki seferde, başlangıçta öngörülen Boeing 787-9 Dreamliner tipi uçaklar yerine, yine Boeing 777-300ER tipi geniş gövdeli uçaklar kullanılacak.
Havayolu yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, bu tür uçak tipi değişikliklerinin ilgili dönemlerdeki operasyonel planlama ve filo müsaitliğine bağlı olarak yapıldığı belirtildi. Bu durum, havayollarının uzun menzilli operasyonlarında karşılaştıkları dinamik ihtiyaçlara hızlıca adapte olabilme yeteneğini ortaya koymaktadır.


