Oyuncu Bergüzar Korel'in uçak yolculuklarına ilişkin yaşadığı yoğun korkuyu ve bu korkuyla başa çıkmak için uyguladığı kişisel yöntemleri açıklaması, sivil havacılık sektöründe uzun süredir üzerinde durulan "uçuş korkusu" (aerofobi) sorununu yeniden gündeme taşıdı. Korel, uçuş sırasında dünyayla bağlantısını tamamen kopardığını, göz bandı ve kulaklık gibi araçlarla dış uyaranları minimize ettiğini belirtti. Bu açıklama, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) verileriyle de desteklenen, toplumda sanılandan çok daha yaygın olan bir durumu gözler önüne serdi.
Uçuş Korkusu: Yaygın Bir Sivil Havacılık Gerçeği
SHGM'nin yayımladığı verilere göre, uçuş sırasında yetişkin yolcuların yaklaşık yüzde 90'ında çeşitli düzeylerde endişe gözlemlenirken, yolcuların yüzde 10 ila 25'i ciddi anlamda uçuş korkusu yaşıyor. Bu oranlar, aerofobinin münferit bir durum olmaktan öte, havayolu taşımacılığının önemli bir bileşeni olan yolcu deneyimini doğrudan etkileyen yaygın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. Uçuş korkusunun altında yatan nedenler oldukça çeşitli olabiliyor; yükseklik korkusu, kontrolü kaybetme endişesi, kapalı alan fobisi, bilinmeyene karşı duyulan kaygı ve uçuş sırasında hissedilen fiziksel etkiler bu tetikleyiciler arasında sayılabilir.
Türkiye'de 2026 yılında gerçekleştirilen bir akademik araştırma da bu durumu destekler nitelikte bulgular sunuyor. Söz konusu araştırmada, uçuş korkusunu tetikleyen unsurlar arasında özellikle türbülans, kapalı alan korkusu ve havacılık kazalarına ilişkin medya içeriklerinin öne çıktığı belirlendi. Bu bulgular, yolcuların uçuş deneyimini olumsuz etkileyen faktörlerin psikolojik ve çevresel boyutlarını bir kez daha vurguluyor.
Başa Çıkma Yöntemleri ve Havacılık Otoritelerinin Tavsiyeleri
Sivil havacılık otoriteleri ve havayolu şirketleri, uçuş korkusu yaşayan yolculara destek olmak amacıyla çeşitli programlar ve tavsiyeler sunmaktadır. SHGM, bazı havayolu şirketlerinin türbülans, uçuş süreci ve uçak sesleri gibi endişe yaratabilecek konularda bilgilendirme ve davranış tekniklerini içeren özel programlar düzenlediğini belirtiyor. Bu programlar, yolcuların uçuşa dair bilgi düzeyini artırarak ve korkuyla başa çıkma stratejileri öğreterek kaygıyı azaltmayı hedefliyor.
Akademik araştırmalar da bilişsel davranışçı terapi (BDT), gevşeme teknikleri ve kapsamlı bilgilendirmenin uçuş kaygısıyla mücadelede etkili yöntemler arasında olduğunu ortaya koyuyor. SHGM, uçuş korkusu yaşayan yolculara yönelik pratik tavsiyelerde de bulunuyor; özellikle uçuş sırasında kafein ve alkol tüketiminden uzak durulması gerektiğinin altını çiziyor. Zira bu maddeler, kaygı düzeyini artırabilir ve korku semptomlarını şiddetlendirebilir. İleri düzeydeki aerofobi vakalarında ise, ilaç kullanımının ancak bir doktor değerlendirmesi ve reçetesiyle mümkün olabileceği vurgulanıyor.
Bergüzar Korel'in göz bandı ve kulaklık kullanarak çevresel uyaranları minimize etme tercihi de, kişilerin uçuş korkusuyla başa çıkmak için geliştirdiği bireysel ve yaratıcı yöntemlerin çeşitliliğini gözler önüne seriyor. Bu tür kişisel stratejiler, resmi tavsiyelerle birleştiğinde, uçuş deneyimini daha yönetilebilir kılmada önemli rol oynayabilir.

