Malezya merkezli uzun menzilli düşük maliyetli havayolu AirAsia X, Türk sivil havacılığının önde gelen aktörlerinden Pegasus Hava Yolları ile stratejik bir iş birliğine imza atmaya hazırlanıyor. Havacılık veri ve analiz platformu Aeroroutes tarafından aktarılan bilgilere göre, 1 Eylül 2026 tarihinden itibaren AirAsia X, Pegasus'un işlettiği beş farklı hatta kendi "D7" uçuş kodunu kullanmaya başlayacak. Bu anlaşma, AirAsia X için bir ilk olması ve İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı üzerinden Avrupa ve Orta Doğu'daki önemli destinasyonlara erişim sağlaması nedeniyle havacılık sektöründe dikkatle takip ediliyor.
İstanbul Sabiha Gökçen Merkezli Genişleme Ağları
Yapılan kod paylaşımı anlaşması çerçevesinde, AirAsia X'in "D7" kodu, Pegasus Hava Yolları tarafından İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı (SAW) çıkışlı beş önemli destinasyonda kullanılacak. Bu hatlar arasında Türkiye içinde başkent Ankara, uluslararası alanda ise Yunanistan'ın başkenti Atina, Birleşik Krallık'taki Londra Stansted, Rusya'daki Moskova Vnukovo ve İsviçre'deki Zürih bulunuyor. Bu iş birliği sayesinde AirAsia X, kendi uzun menzilli uçuşlarıyla İstanbul'a gelen veya İstanbul'dan Asya'ya seyahat eden yolcularına, Pegasus'un güçlü dar gövde sefer ağı üzerinden bu destinasyonlara aktarmalı bağlantı imkanı sunabilecek. Böylece, AirAsia X'in sefer ağı, fiziksel olarak uçuş yapmadığı bu hatlarda sanal olarak genişlemiş olacak.
AirAsia X İçin Bir İlk ve Sektörel Önemi
Pegasus Hava Yolları ile gerçekleştirilecek bu stratejik iş birliği, AirAsia X'in tarihinde bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Zira bu anlaşma, AirAsia X'in ilk kod paylaşımı sözleşmesi olma özelliğini taşıyor. Kod paylaşımı (codeshare) anlaşmaları, havayollarının kendi uçuş ağına dahil olmayan destinasyonlara, anlaşmalı diğer havayolunun seferlerini kendi koduyla satarak erişim sağlamasına olanak tanıyan kritik bir operasyonel modeldir. Bu tür iş birlikleri, havayollarının yolcu trafiğini artırmasına, yeni pazarlara açılmasına ve küresel erişimini genişletmesine yardımcı olurken, yolculara da daha fazla bağlantı seçeneği ve tek biletle seyahat kolaylığı sunar. Özellikle düşük maliyetli taşıyıcılar arasında bu tür uzun menzilli bağlantı anlaşmaları, geleneksel tam hizmet havayollarının sunduğu aktarma imkanlarına benzer avantajlar yaratması açısından sektörde ilgiyle karşılanmaktadır. Anlaşmanın en erken 1 Eylül 2026'da yürürlüğe girmesi bekleniyor ve her iki havayolu için de yeni yolcu potansiyelleri yaratması öngörülüyor.


