Boeing Ticari Uçaklar Başkanı ve CEO'su Stephanie Pope, şirketin yeni nesil yolcu uçakları için CFM International tarafından geliştirilen RISE açık fan motoru konseptine yönelik tutumunu netleştirdi. Uzun süredir bu teknolojiye mesafeli yaklaştığı düşünülen Boeing'in, kapıyı tamamen kapatmadığı ve gelişmeleri yakından takip ettiği belirtildi. Bu açıklama, 2026 Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı öncesinde motor teknolojileri tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Pope, Boeing'in motor teknolojilerindeki ilerlemeleri titizlikle izlediğini vurgulayarak, "Teknolojinin olgunlaşmasını ve bunun dayanıklılığa nasıl katkı sağlayacağını merak ediyoruz. Motor teknolojisini değerlendirirken önceliğimiz yakıt verimliliği ve motorun uçağa nasıl entegre olacağıdır," ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Boeing'in yeni motor seçiminde sadece verimliliğe değil, aynı zamanda operasyonel güvenilirlik ve entegrasyon kolaylığına da büyük önem verdiğini gösteriyor. Şirket, GE Aerospace ile açık fan motoru teknolojisinin gelişimini aktif bir şekilde takip ediyor.
Açık Fan Motorları ve Sektördeki Beklentiler
CFM International'ın RISE motoru, geleneksel turbofan motorlardan farklı olarak motor muhafazası (nacelle) bulunmayan, açık fan mimarisine sahip. Bu tasarımın, mevcut CFM LEAP ve Pratt & Whitney GTF motorlarına kıyasla önemli ölçüde daha düşük yakıt tüketimi potansiyeli sunduğu iddia ediliyor. Ancak havacılık uzmanları, bu yenilikçi tasarımın beraberinde getirebileceği zorluklara da dikkat çekiyor. Özellikle fan kanadı kopması (blade-out) gibi nadir ancak kritik senaryolarda yolcu kabininin korunması için ek yapısal güçlendirmelerin gerekebileceği belirtiliyor. Bu tür güçlendirmelerin uçağın ağırlığını artırarak, elde edilecek yakıt tasarrufunun bir kısmını dengeleyebileceği değerlendiriliyor.
Boeing'in Yeni Nesil Uçak Stratejisi ve Üretim Hedefleri
Stephanie Pope, Boeing'in yeni nesil dar gövdeli uçak programını başlatmadan önce belirli temel şartların yerine gelmesini beklediğini açıkladı. Bu şartlar arasında, 737 MAX 7, 737 MAX 10 ve 777-9 programlarının sertifikasyon süreçlerinin başarıyla tamamlanması, şirketin mali yapısının güçlendirilmesi ve yeni uçak teknolojilerinin yeterli olgunluğa ulaşması yer alıyor. Pope, bu koşullar sağlanana kadar kısa vadede yeni bir 737 halefi programının gündemde olmadığını net bir şekilde ifade etti. Bu strateji, Boeing'in son dönemde yaşadığı sorunların ardından önceliğini mevcut programların tamamlanmasına ve finansal istikrara verdiğini gösteriyor.
Üretim cephesinde ise Boeing, toparlanma sürecini sürdürüyor. ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), şirketin aylık 737 MAX üretim limitini 42 uçaktan 47 uçağa yükseltti. Everett'te kurulan yeni üretim hattında üretim kademeli olarak artırılırken, 737 MAX 7'nin sertifikasyon sürecinde önemli ilerleme kaydedildiği ve MAX 10 programının da son aşamaya yaklaştığı belirtildi. Geniş gövde tarafında ise 777X sertifikasyon çalışmalarının kritik aşamalarda devam ettiği ve ilk teslimatların 2027 yılında gerçekleştirilmesinin hedeflendiği açıklandı. Bu gelişmeler, Boeing'in hem dar hem de geniş gövde segmentlerindeki üretim ve sertifikasyon süreçlerini hızlandırma çabasını ortaya koyuyor.


