Delta Air Lines, 27 Temmuz 2026 tarihinde Minnesota eyalet yetkilileriyle bir araya gelerek, Flint Hills Resources'ın Pine Bend Rafinerisi'nde tamamlanan yeni yakıt karıştırma tesisinin açılışını gerçekleştirdi. Bu stratejik tesis, havayolunun ikinci büyük merkezi olan Minneapolis-St. Paul Uluslararası Havalimanı'na (MSP) sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) tedarikini önemli ölçüde artırmayı hedefliyor. Proje, havacılık sektörünün karbon emisyonlarını azaltma yolculuğunda kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
SAF Tedarikinde Yeni Bir Dönüm Noktası
Yeni tesis, sürdürülebilir havacılık yakıtının (SAF) doğrudan rafineride standart jet yakıtıyla harmanlanmasına olanak tanıyacak. Yenilenebilir kaynaklardan elde edilen SAF, geleneksel jet yakıtına kıyasla yaşam döngüsü karbon emisyonlarını kayda değer ölçüde azaltma potansiyeli taşıyor. Harmanlama işlemi tamamlandıktan sonra, yakıt mevcut boru hatları aracılığıyla doğrudan MSP'ye sevk edilecek. Delta'nın yalnızca bu havalimanında yılda yaklaşık 250 milyon galon jet yakıtı tükettiği göz önüne alındığında, tam kapasiteyle çalıştığında yıllık 30 milyon galona kadar saf SAF karıştırabilme kapasitesine sahip olacak bu tesisin önemi daha da belirginleşiyor.
Bu proje, Delta Air Lines ve Flint Hills Resources tarafından ilk olarak Eylül 2024'te duyurulmuştu. Aynı zamanda, Delta'nın 2023 yılında Greater MSP Partnership, Bank of America, Ecolab ve Xcel Energy ile birlikte bölgesel SAF tedarikini büyütmek amacıyla başlattığı Minnesota SAF Hub koalisyonunun dört önemli kilometre taşından birini oluşturuyor.
Havacılık Sektörünün Ortak Vizyonu
Tesisin açılış töreni, Delta Başkanı Peter Carter, Flint Hills Başkanı ve CEO'su Francis Murphy, Ecolab'dan Nick Alfano, Greater MSP'den Peter Frosch gibi iş dünyası liderlerinin yanı sıra ABD Senatörü Amy Klobuchar, Vali Tim Walz, Kongre Üyesi Brad Finstad, Meclis Başkanı Lisa Demuth ve Senatör Ann Rest gibi önemli siyasi figürleri bir araya getirdi. Delta Başkanı Peter Carter, tesisi "Minnesota'nın sürdürülebilir havacılık yakıtında lider olma yönündeki ortak vizyonunun bir sonucu" olarak nitelendirdi. Carter, daha geniş SAF benimsenmesini desteklemek için gerekli altyapının genişletilmesinin, bu potansiyeli gerçeğe dönüştürme yolunda önemli bir adımı temsil ettiğini vurguladı ve Delta'nın bu süreçte rol almaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.
SAF, günümüz uçak motorlarında herhangi bir modifikasyon gerektirmeden kullanılabiliyor ve mevcut boru hattı ile depolama sistemlerinin çoğu aracılığıyla taşınabiliyor. Ancak, sektördeki asıl kısıtlama, talebe kıyasla hala düşük olan üretim seviyeleri. Bu nedenle, SAF'ı büyük ölçekte karıştırmak ve dağıtmak için özel olarak inşa edilen bu tür tesisler, yakıtın sisteme daha fazla entegre edilmesi açısından hayati bir rol oynuyor. Pine Bend tesisi, Delta'nın bu alandaki artan girişimlerine ekleniyor; bunlar arasında Shell Aviation ile 2030'a kadar birçok büyük ABD havalimanında SAF erişimini genişletmeye yönelik beş yıllık bir anlaşma da bulunuyor. Jet yakıtı, Delta'nın karbon emisyonlarının yaklaşık %90'ını oluşturuyor ve havayolu, 2050'ye kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolunda, 2030 yılına kadar %10 SAF kullanma hedefini belirlemiş durumda.

