Türk Hava Yolları'nın (THY) TK30 sefer sayılı Newark-İstanbul uçuşunu icra eden Airbus A350-900 tipi uçağı, 15 Eylül tarihinde ABD'nin Newark Liberty Uluslararası Havalimanı'nda (EWR) hava trafik kontrolörü (ATC) ile pilotlar arasında yaşanan bir yanlış anlaşılma sonucu kalkış izni olmaksızın piste girdi. Olayda herhangi bir olumsuz durum yaşanmazken, havacılık sektöründe kokpit ve ATC arasındaki telsiz iletişiminin netliği ve pist güvenliği prosedürleri yeniden gündeme geldi.
Yanlış Anlaşılma Nasıl Meydana Geldi?
Havacılık ve seyahat yazarı Ben Schlappig tarafından aktarılan bilgilere göre, TK30 sefer sayılı uçak, Newark Havalimanı'ndan İstanbul'a hareket etmek üzere taksi yaparken, pilotlar kontrolörden 4L pistine ulaşmak için B taksi yolunu kullanma talimatı aldı. Pilotlar bu talimatı geri okuyarak teyit etti. Uçak pistin bekleme noktasına yaklaşırken, kontrolör mürettebata kalkış için sıradaki uçağın kendileri olduğunu ve hazır olduklarında bilgi vermelerini iletti. Pilotlar da hazır olduklarında bildireceklerini teyit etti.
Yaklaşık 50 saniye sonra kontrolör, uçağa “piste doğru devam edebilir misiniz?” şeklinde bir talimat verdi. Pilotlar bu talimata olumlu yanıt verirken, kontrolör “piste doğru devam edin” ifadesini tekrarladı. Pilotlar, bu talimatı 4L pistine girerek kalkış için sıraya girme ve bekleme izni olarak yorumladı ve uçağı piste aldı. Ancak, Amerikan Federal Havacılık İdaresi (FAA) kurallarına göre, bir uçağın piste girmesi veya pistten geçmesi için ilgili piste yönelik açık bir ATC talimatı veya kalkış izni bulunması gerekmektedir. Pilotların bu durumda açık bir “line up and wait” (piste gir ve bekle) talimatı veya kalkış izni olmadan piste girmesi, prosedürel açıdan önemli bir hata olarak değerlendirilebilir.
Pist Güvenliği ve İletişim Netliği Tartışması
Uçak pistte beklemeye başladıktan kısa bir süre sonra kontrolör, mürettebata 30 saniyeye ihtiyaçları olup olmadığını sordu. Pilotlar, kısa bir teknik sorun nedeniyle birkaç saniyeye ihtiyaç duyduklarını bildirdi. Bunun üzerine kontrolör, uçağın 4L pistinde bulunduğunu hatırlatarak, pist için henüz kalkış izni verilmediğini açıkça belirtti. Daha sonra uçaktan pistten çıkması istendi ve pilotlara olayla ilgili iletişim kurabilecekleri bir telefon numarası verildi.
FAA'nın hava trafik kontrol prosedürleri, bir uçağın kalkış pistine taksi ettirilmesi sırasında güzergahın net bir şekilde belirtilmesini ve pist öncesinde bekleme talimatının açıkça verilmesini öngörür. Ayrıca, pist bekleme talimatlarının pilotlar tarafından geri okunması da zorunludur. Ben Schlappig'in değerlendirmesinde, kontrolörün kullandığı “piste doğru devam edin” ifadesinin pilotlar açısından farklı yorumlanmaya açık olduğu savunuldu. FAA'nın resmi terminolojisinde “taxi”, “hold short”, “cross” ve “line up and wait” gibi belirli durumlar için tanımlanmış ifadeler bulunmaktadır. Bu olay, özellikle pist girişleri söz konusu olduğunda, telsiz iletişimindeki ifadelerin yanlış anlaşılmaya ne ölçüde açık olabileceği konusunda ciddi bir tartışma başlattı.
Olay, yoğun olmayan bir gece saatinde ve pistte başka bir uçağın bulunmaması nedeniyle herhangi bir olumsuz duruma dönüşmeden tamamlandı. TK30 seferi, olayın ardından İstanbul'a ulaşarak seferini başarıyla tamamladı. Ancak bu durum, havacılıkta pist güvenliğinin temelini oluşturan kokpit ve ATC arasındaki iletişim protokollerinin ve terminolojisinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.


