Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), Türk hava sahasında uçuş emniyetini ve seyrüsefer sistemlerinin bütünlüğünü korumak amacıyla kritik bir adım attı. 5 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Haberleşme, Seyrüsefer ve Gözetim Sistemleri Mânia Kriterleri Hakkında Yönetmelik" ile havaalanları çevresindeki yapılaşmaların denetimi sıkılaştırılıyor. Bu yeni düzenleme, yüksek yapılar, rüzgâr türbinleri, kuleler ve hatta geçici inşaat ekipmanlarının uçuş operasyonlarına ve hassas seyrüsefer cihazlarına olası etkilerini teknik bir değerlendirmeye tabi tutacak.
CNS Sistemleri İçin Kapsamlı Koruma
Yeni yönetmelik, Türk hava sahasında hizmet veren tüm sivil haberleşme, seyrüsefer ve gözetim (CNS) sistemlerini kapsıyor. Temel amacı, bu sistemlerin radyo frekansı performansını güvence altına almak ve çevredeki yapılaşmaların yaratabileceği potansiyel olumsuz etkileri önceden tespit ederek bertaraf etmek. Bu sayede, hava trafiğinin güvenli ve kesintisiz akışının sağlanması hedefleniyor. Yönetmelik, planlanan yapılaşmaların CNS sistemleri üzerindeki etkilerini iki aşamalı bir teknik inceleme süreciyle değerlendirecek.
İlk aşamada, Coğrafi Tabanlı Dijital Bilgi Platformu üzerinden yapıların belirlenen yapı tahditli alanları ihlal edip etmediği kontrol edilecek. Herhangi bir ihlal veya risk durumu tespit edilmezse "Etki Yok Bildirimi" düzenlenecek. Ancak, bir ihlal veya riskin varlığı durumunda, ikinci aşamaya geçilerek daha detaylı bir uzman etki analizi yapılacak. Bu analiz kapsamında teorik incelemeler, sayısal modellemeler ve gerekli görüldüğü takdirde yer veya uçuş doğrulamaları gerçekleştirilecek. Değerlendirme sonucunda uygun bulunan projeler şartsız veya belirli koşullarla onaylanırken, sistemlerin çalışmasını olumsuz etkileyeceği belirlenen projeler ise gerekçesiyle birlikte reddedilebilecek.
Rüzgâr Türbinleri ve Yüksek Yapılar İçin Özel Kriterler
Yönetmelik, özellikle rüzgâr enerji santralleri ve yüksek yapılar gibi havacılık için potansiyel risk taşıyan unsurlara yönelik spesifik mesafe ve yükseklik kriterleri getiriyor. Buna göre, VOR, DME ve NDB gibi seyrüsefer cihazlarının 3 kilometre yarıçapındaki yapılaşmalar ile 15 kilometre yarıçapındaki rüzgâr enerji santralleri teknik değerlendirmeye tabi tutulacak. Radar sistemleri için ise 15 kilometre yarıçapındaki yapılaşmaların yanı sıra, radarın görüş alanında bulunan tüm rüzgâr enerji santralleri de titizlikle incelenecek.
Ayrıca, mesafeden bağımsız olarak arazi zemininden itibaren 150 metre ve daha yüksek yapılaşmalar, gökdelenler, televizyon kuleleri ve büyük kazı çalışmaları da bu teknik inceleme kapsamına alındı. Yönetmelik, CNS sistemlerinin yapı tahditli alanlarında kullanılacak vinç, beton pompası, geçici anten ve iskele gibi geçici ekipmanlar için de ön bildirim ve izin zorunluluğu getiriyor. Başvurularda ekipmanın koordinatları, zemin kotu, azami yüksekliği, kullanım süresi ve türüne ilişkin bilgilerin sunulması gerekecek; izin koşullarına uyulmaması halinde faaliyetler derhal durdurulacak.
Geçiş hükümleri kapsamında, Türkiye Havacılık Bilgi Yayını (AIP) içerisinde yayımlanmış cihaz ve sistemlerin tip ve koordinat bilgilerinin mânia planlarına işlenmesi için iki yıllık bir süre tanındı. Halen faaliyet gösteren rüzgâr enerji santrallerinin de müştemilatları dahil zeminden itibaren 100 metre ve üzerindeki tüm yükseltilerine ilişkin bilgileri, yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren iki yıl içinde ilgili CNS hizmet sağlayıcısına iletmesi zorunlu kılındı. Bu düzenlemelere aykırı hareket edenler hakkında 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve ilgili idari para cezası hükümleri uygulanacak. Yeni yönetmelik, 23 Ağustos 2013 tarihli önceki mânia kriterleri yönetmeliğini yürürlükten kaldırarak havacılık emniyetinde daha güncel ve kapsamlı bir çerçeve sunuyor.
