Rusya merkezli havayolu şirketi Ural Airlines, Moskova-Krasnodar seferini icra etmeye hazırlanan uçağının ikinci pilotunu, uçuş öncesi yapılan kontrollerde alkollü olduğunun tespit edilmesi üzerine derhal görevden alarak işine son verdi. Şubat 2026'da Moskova Domodedovo Havalimanı'nda meydana gelen bu olay, havacılık sektöründe uçuş güvenliğinin ne denli hassas bir konu olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Uçuş Öncesi Kontrollerde Alkol Tespiti
Şirket basın servisinden yapılan açıklamaya göre, 162 yolcuyu taşıması planlanan Moskova-Krasnodar seferi öncesinde rutin kontroller sırasında havalimanı personeli, ikinci pilotun gözlerinde kızarıklık ve belirgin bir alkol kokusu fark etti. Bunun üzerine yapılan nefes testinde, pilotun solunan havasında litre başına 0,18 miligram alkol tespit edildi. Bu sonuç, Rusya'daki sürücüler için belirlenen yasal sınır olan 0,16 miligramın üzerinde olup, havacılık sektöründeki çok daha katı alkol kullanım kurallarının açıkça ihlali anlamına geliyordu. Tespitin ardından pilot, uçuş görevinden uzaklaştırıldı ve Ural Airlines ile ilişiği derhal kesildi. Yaklaşık bir yıldan biraz daha uzun süredir şirkette görev yapan pilotun, bu ciddi ihlalin ardından havayolundan ayrıldığı kaydedildi.
Sektörde Tekrar Eden Bir Güvenlik Sorunu
Bu olay üzerine Rusya Ulaştırma Denetleme Kurumu (Rostransnadzor), Ural Airlines'a bir uyarıda bulundu. Pilotların uçuş öncesi alkol kullanımı, havacılık otoriteleri tarafından uçuş emniyetini doğrudan tehdit eden en ciddi ihlallerden biri olarak kabul edilmektedir. Nitekim, havacılık sektöründe benzer vakalar daha önce de yaşanmıştır. 2018 yılında Rus havayolu Pobeda Airlines, Surgut-Mahaçkale seferine alkollü çıkmaya çalışan iki pilotunu işten çıkarmış ve sektörde alkol kullanımına yönelik daha ağır yaptırımlar getirilmesi çağrısında bulunmuştu. Uluslararası alanda da benzer olaylar görülmekte; örneğin, 2023 yılında İskoçya'da bir mahkeme, Delta Air Lines pilotunu Edinburgh-New York seferi öncesi alkollü göreve çıkma girişimi nedeniyle 10 ay hapis cezasına çarptırmıştı. Bu tür vakalar, pilotların görev öncesi alkol denetimlerinin ve disiplin süreçlerinin uçuş güvenliği açısından hayati önem taşıdığını bir kez daha ortaya koymaktadır.


