Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, başkent Riyad'da Veliaht Prens Muhammed bin Selman başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıda, Türkiye ile diplomatik ve hususi pasaport hamillerinin karşılıklı vize yükümlülüğünden muaf tutulmasına ilişkin anlaşmayı onayladı. Bu önemli gelişme, iki ülke arasındaki seyahat kolaylıkları konusunda atılan adımların sonuncusu olarak kayıtlara geçti ve ilgili pasaport sahiplerinin 180 gün içinde 90 günü aşmayan seyahatlerinde vizesiz geçişine imkan tanıyor. Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA tarafından duyurulan bu karar, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki diplomatik ve resmi ilişkilerin güçlenmesine yönelik somut bir adım olarak öne çıkıyor.
Vize Muafiyetinin Detayları ve Kapsamı
Riyad'daki Bakanlar Kurulu toplantısında alınan bu karar, Türkiye ile daha önce imzalanan vize muafiyeti anlaşmasının Suudi Arabistan tarafında da yürürlüğe girmesi için son onayı temsil ediyor. Anlaşma hükümleri uyarınca, diplomatik ve hususi pasaport sahipleri, her 180 günlük dönem içerisinde toplamda 90 günü aşmamak kaydıyla karşı ülkeye vizesiz giriş yapabilecek. Bu muafiyet, sadece ülkeye girişi değil, aynı zamanda transit geçişleri, ülkeden çıkışları ve geçici süreyle kalışları da kapsayacak şekilde geniş bir yelpazede kolaylık sağlıyor. Bu düzenleme, özellikle resmi görevliler ve özel pasaport sahipleri için seyahat süreçlerini önemli ölçüde hızlandırarak bürokratik engelleri azaltacak ve iki ülke arasındaki resmi temasların yoğunlaşmasına zemin hazırlayacak nitelikte.
Anlaşmanın Arka Planı ve Tamamlanan Süreç
Söz konusu vize muafiyeti anlaşması, 6 Mayıs 2026 tarihinde Ankara'da düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi toplantısının ardından imzalanmıştı. Türkiye tarafında da anlaşmanın onaylanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı daha önce Resmi Gazete'de yayımlanarak iç onay süreci tamamlanmıştı. Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu'nun da anlaşmaya onay vermesiyle, iki ülke arasında diplomatik ve hususi pasaport sahiplerinin seyahatlerinin kolaylaştırılmasına yönelik süreçte kritik bir aşama geride bırakılmış oldu. Bu adım, bölgesel ilişkilerin güçlenmesi ve karşılıklı etkileşimin artması açısından havacılık sektörüne de dolaylı yansımaları olabilecek bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Diplomatik ve resmi seyahatlerin artması, potansiyel olarak havayolu şirketleri için bu rotalardaki talebi artırabilirken, aynı zamanda iki ülke arasındaki genel iş ve kültürel alışverişin de önünü açmaktadır.


