Herdem Aviation Yayın Yönetmeni Murat Herdem, Türk havacılık tarihinin mihenk taşlarından Nuri Demirağ'ın izini sürerek, Sivas'ın Divriği ilçesine özel bir ziyaret gerçekleştirdi. Türkiye'nin havacılık sanayisi hayalinin öncüsü Demirağ'ın doğduğu ve çocukluk yıllarını geçirdiği bu topraklarda, Herdem, hem tarihi mekanları yerinde inceledi hem de Türk havacılığının "sıfır noktası" olarak nitelendirilebilecek bu bölgenin sektörel önemini kaleme aldı.
Ziyaret kapsamında Demirağ'ın çocukluk konağını ve yıllar önce "Gök Okulu"nu kurduğu, bugün ise yeniden hayat bulan hava parkını gezen Herdem, bu deneyimin kendisi için çok farklı bir duygu olduğunu belirtti. Yıllardır Demirağ'ın uçak fabrikasını, Nu.D-36 ve Nu.D-38 modellerini, Gök Okulu'nu defalarca yazdığını ve anlattığını ifade eden Herdem, tüm bu başarıların başlangıç noktasına gelmenin, hikayenin köklerine inmenin eşsiz bir deneyim olduğunu vurguladı.
Nuri Demirağ'ın Çok Yönlü Vizyonu ve Havacılık Mirası
Nuri Demirağ, sadece bir havacılık girişimcisi olmanın ötesinde, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki ulusal kalkınma hamlesinin önemli aktörlerinden biriydi. Demiryolları, köprüler, tüneller ve büyük sanayi tesislerinin inşasında aktif rol alan Demirağ'a, demiryolu yapımındaki üstün başarıları nedeniyle Atatürk tarafından "Demirağ" soyadı verilmesi, onun bu alandaki derin etkisini gözler önüne sermektedir. Ancak Murat Herdem için hikayenin en etkileyici bölümü, şüphesiz havacılık alanındaki öncü çalışmalarıdır.
1936 yılında İstanbul Beşiktaş'ta Nuri Demirağ Uçak Atölyesi'nin temellerini atan Demirağ, aynı yıl memleketi Divriği'de "Gök Okulu"nu kurarak havacılık eğitimine de yatırım yapmıştır. Türk Hava Kurumu'nun siparişleri doğrultusunda tek motorlu eğitim uçağı Nu.D-36'lar üretilmiş, ardından mühendis Selahattin Reşit Alan ve ekibinin çalışmalarıyla Türkiye'nin kendi uçağını üretme hedefi somut bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun en somut çıktılarından biri ise 1944'te üretimi tamamlanan çift motorlu yolcu uçağı Nu.D-38 olmuştur. Nu.D-38, İstanbul-Ankara arasındaki ilk seferinin ardından Bursa, İzmir, Atina, Selanik, Sakarya, Eskişehir, Kayseri, Sivas ve Divriği gibi birçok noktaya uçuşlar gerçekleştirerek o dönemin zorlu şartlarında dahi ne denli büyük bir vizyonun ortaya konduğunu kanıtlamıştır. Herdem, konağın duvarlarındaki eski fabrika fotoğraflarına ve Nu.D uçaklarına bakarken, tüm bu başarıların yaklaşık 90 yıl önce düşünülüp hayata geçirilmiş olmasının büyüklüğüne dikkat çekti.
Gök Okulu'ndan Günümüze Havacılık Ruhu
Demirağ'ın hayali yalnızca uçak üretmekle sınırlı değildi; aynı zamanda pilot ve mühendis yetiştirmek, gençleri havacılıkla buluşturmak ve Türkiye'de köklü bir havacılık kültürü oluşturmaktı. Bu bağlamda Divriği'de kurduğu Gök Okulu, onun vizyonunun en anlamlı parçalarından biri olarak öne çıkmaktadır. Bu okul, gençlerin gökyüzüyle tanıştığı, uçmayı öğrendiği bir merkez haline gelmiştir.
Bugün ise yıllar sonra aynı noktada havacılık ruhu yeniden canlanmaktadır. Nuri Demirağ'ın Gök Okulu'nu kurduğu alanda inşa edilen hava parkını gezmek, Herdem için geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kurmuştur. Bir zamanlar gençlerin gökyüzüne açıldığı bu alanda yeniden uçakların bulunması ve havacılığın konuşulması, Demirağ'ın mirasının günümüzde de yaşatıldığının anlamlı bir göstergesidir. Herdem, bu durumun kendisinde bıraktığı en güçlü duygunun, Demirağ'ın çocukluğunun geçtiği konak ile yaklaşık 90 yıl önce gökyüzüne açılmak için seçtiği alan arasında kurulan bu köprü olduğunu ifade etti. Nuri Demirağ'ın hikayesi, sadece bir sanayicinin değil, Türkiye'nin kendi uçağını yapabileceğine, kendi pilotunu yetiştirebileceğine ve gökyüzünde kendi imzasını taşıyabileceğine inanmış bir öncünün hikayesidir. Demirağ'ın 1936 yılında sarf ettiği "Türk, tayyaresini kendi eliyle yapmalıdır" sözü, bu vizyonu en özlü şekilde özetlemektedir.

